Üniversite sınavı yaklaşırken, seçim gerginliği daha ortada
yokken gelin bu konuyu ele alalım. Ben neler yaşadım, neler yaşamamayı dilerdim
bunları konuşalım. Amacım kimsenin kafasını bulandırmak değil.Üniversite sınavına
hazırlanmak çok ayrı bir dert zaten onu daha sonradan yaşam ve sınav koçluğu
yapan arkadaşım ile konuşup daha sağlıklı bir yazı paylaşabilirim. Fakat bu
sadece deneyimlerimi anlattığım bir yazı olacak. Üniversite sınavı geçmiş,
yerleştirme sonuçlarını bekliyorum, Ayvalık’tayım. Güneş senin , deniz benim
bütün gün keyfime bakıyordum. Gece saat 1-2 sularıydı yanlış hatırlamıyorsam,
telefonuma artarda bir sürü mesaj gelmeye başladı. O an anlamıştım hadi bakalım
İklim şimdi ayvayı yedin diyordum içimden. Heyecanlı bir şekilde telefonu elime
aldım. Mesajlara bile bakmadan ÖSYM’nin sitesine girdim. Daha doğrusu girmeye
çalıştım. İlk birkaç dakika tabii ki giremedim ve bu bende daha da gerginlik
yarattı. 3. Sıradan Anadolu Üniversitesi-Fransız dili ve edebiyatını
kazandığımı gördüm. İçimi o an öyle bir sevinç ve korku fırtınası kapladı ki
kusacağımı sanmıştım. Hemen annemi uyandırdım. “Kazandım anne kazandım.” diye
seslendim. Eh be kızım sanki istediğin bölümü kazandın da ne bu heyecan yani 😊
Sonra anneannemi ve dedemi uyandırdım. Herkes o kadar mutlu olmuştu ki o an
dedim evet ya harika olacak. İzmir’den uzaklaşacaksın, ailenden, yeni bir
hayat. E herkes üniversitenin ne kadar mükemmel olduğunu söylüyordu. Ergenliğin
verdiği o muhteşem sinirden dolayı ailemden uzaklaşmak istiyordum. Lisede
yaşadığım arkadaşlıklar yüzünden çok zorluk çekmiştim, o yüzden yeni şehir ve
yeni arkadaşlıklar iyi gelecek diye düşündüm. Maalesef o zamanki sevgilimle
pardon eski sevgilimle aynı okulu kazanmıştım. Çok da önemli biri değildi ama onun
sayesinde mükemmel bir arkadaşa sahip oldum. Hala en yakın arkadaşlarımdan
biridir. Zaten ilk üniversitemden kalan 2 arkadaşım var 😊
İlk üniversitem diyorum çünkü ilkini bıraktım. Neyse oraya da geleceğim.
Eşyalarımı heyecanla topladığımı hatırlıyorum. Yeni kıyafetler alıp valizlere
koyuyordum. Oh be sonunda evden uzaklaşacaktım. Ama içimden bir his sen İzmir’den
başka yerde yapamazsın diyordu. Onu görmemezlikten gelerek annemlerle 5 saatlik
İzmir-Eskişehir arası araba yolculuğuna başladık. Kütahya’yı geçtikten sonra
kalbim küt küt atıyordu. Yeni hayatıma 1 saatlik bir yol kalmıştı. Sonunda
yerleşeceğim aparta ulaştık. Eşyalarımı yukarıya taşırken arkadan bir ses “Baban
içeriye giremez.” dedi. Normal olan bir şeydi ama eşyalarımı taşırken
yerleştirirken babamında yanımda olmasını istiyordum. O an dank etti kafama 2
saat sonra annenler gidecekti. Aranızda kilometreler olacak ve onlardan ilk
defa bu kadar uzakta kalacaktım. Gözlerimdeki yaşları nasıl geriye attığımı
size anlatamam. Şu an bunları yazarken bile gözlerim yine doldu. Neyse son
olarak birlikte yemek yedik. Beni aparta bıraktılar sarıldık. Koşa koşa odama çıktım,pencereye
yaklaşıp perdeyi araladım. Annem kardeşimin yanına arkaya oturmuştu. Babamda
bagaja kendi eşyalarını yerleştirip ön koltuğa geçti. İçimden dedim ki “Ha
s*ktir, gidiyorlar işte.”. O an gözlerimden akan yaşı size anlatamam. Aralıksız
4 saat boyunca ağladım.İşte ilk günüm böyleydi Eskişehirde 😊
İkinci partta da neden bıraktığımı anlatmak istiyorum. Çok uzun olmasını ve
sizi sıkmasını istemem. Bunları yazma amacım asla kimsede hayal kırıklığı yaşatmak
değil herkeste aynı sonuçlar doğurmaz ki yaptığımız seçimler. Fakat eğer olur
da böyle yalnız hissederseniz, ağlarsanız bilin ki asla yalnız değilsiniz. Bu
konuda yalnızlık çekerseniz ve konuşacağınız kimseniz olduğunu düşünmüyorsanız
bana yazabilirsiniz. 😊

Yorumlar
Yorum Gönder