Üniversite Seçimleri Part-1

 


Üniversite sınavı yaklaşırken, seçim gerginliği daha ortada yokken gelin bu konuyu ele alalım. Ben neler yaşadım, neler yaşamamayı dilerdim bunları konuşalım. Amacım kimsenin kafasını bulandırmak değil.Üniversite sınavına hazırlanmak çok ayrı bir dert zaten onu daha sonradan yaşam ve sınav koçluğu yapan arkadaşım ile konuşup daha sağlıklı bir yazı paylaşabilirim. Fakat bu sadece deneyimlerimi anlattığım bir yazı olacak. Üniversite sınavı geçmiş, yerleştirme sonuçlarını bekliyorum, Ayvalık’tayım. Güneş senin , deniz benim bütün gün keyfime bakıyordum. Gece saat 1-2 sularıydı yanlış hatırlamıyorsam, telefonuma artarda bir sürü mesaj gelmeye başladı. O an anlamıştım hadi bakalım İklim şimdi ayvayı yedin diyordum içimden. Heyecanlı bir şekilde telefonu elime aldım. Mesajlara bile bakmadan ÖSYM’nin sitesine girdim. Daha doğrusu girmeye çalıştım. İlk birkaç dakika tabii ki giremedim ve bu bende daha da gerginlik yarattı. 3. Sıradan Anadolu Üniversitesi-Fransız dili ve edebiyatını kazandığımı gördüm. İçimi o an öyle bir sevinç ve korku fırtınası kapladı ki kusacağımı sanmıştım. Hemen annemi uyandırdım. “Kazandım anne kazandım.” diye seslendim. Eh be kızım sanki istediğin bölümü kazandın da ne bu heyecan yani 😊 Sonra anneannemi ve dedemi uyandırdım. Herkes o kadar mutlu olmuştu ki o an dedim evet ya harika olacak. İzmir’den uzaklaşacaksın, ailenden, yeni bir hayat. E herkes üniversitenin ne kadar mükemmel olduğunu söylüyordu. Ergenliğin verdiği o muhteşem sinirden dolayı ailemden uzaklaşmak istiyordum. Lisede yaşadığım arkadaşlıklar yüzünden çok zorluk çekmiştim, o yüzden yeni şehir ve yeni arkadaşlıklar iyi gelecek diye düşündüm. Maalesef o zamanki sevgilimle pardon eski sevgilimle aynı okulu kazanmıştım. Çok da önemli biri değildi ama onun sayesinde mükemmel bir arkadaşa sahip oldum. Hala en yakın arkadaşlarımdan biridir. Zaten ilk üniversitemden kalan 2 arkadaşım var 😊 İlk üniversitem diyorum çünkü ilkini bıraktım. Neyse oraya da geleceğim. Eşyalarımı heyecanla topladığımı hatırlıyorum. Yeni kıyafetler alıp valizlere koyuyordum. Oh be sonunda evden uzaklaşacaktım. Ama içimden bir his sen İzmir’den başka yerde yapamazsın diyordu. Onu görmemezlikten gelerek annemlerle 5 saatlik İzmir-Eskişehir arası araba yolculuğuna başladık. Kütahya’yı geçtikten sonra kalbim küt küt atıyordu. Yeni hayatıma 1 saatlik bir yol kalmıştı. Sonunda yerleşeceğim aparta ulaştık. Eşyalarımı yukarıya taşırken arkadan bir ses “Baban içeriye giremez.” dedi. Normal olan bir şeydi ama eşyalarımı taşırken yerleştirirken babamında yanımda olmasını istiyordum. O an dank etti kafama 2 saat sonra annenler gidecekti. Aranızda kilometreler olacak ve onlardan ilk defa bu kadar uzakta kalacaktım. Gözlerimdeki yaşları nasıl geriye attığımı size anlatamam. Şu an bunları yazarken bile gözlerim yine doldu. Neyse son olarak birlikte yemek yedik. Beni aparta bıraktılar sarıldık. Koşa koşa odama çıktım,pencereye yaklaşıp perdeyi araladım. Annem kardeşimin yanına arkaya oturmuştu. Babamda bagaja kendi eşyalarını yerleştirip ön koltuğa geçti. İçimden dedim ki “Ha s*ktir, gidiyorlar işte.”. O an gözlerimden akan yaşı size anlatamam. Aralıksız 4 saat boyunca ağladım.İşte ilk günüm böyleydi Eskişehirde 😊 İkinci partta da neden bıraktığımı anlatmak istiyorum. Çok uzun olmasını ve sizi sıkmasını istemem. Bunları yazma amacım asla kimsede hayal kırıklığı yaşatmak değil herkeste aynı sonuçlar doğurmaz ki yaptığımız seçimler. Fakat eğer olur da böyle yalnız hissederseniz, ağlarsanız bilin ki asla yalnız değilsiniz. Bu konuda yalnızlık çekerseniz ve konuşacağınız kimseniz olduğunu düşünmüyorsanız bana yazabilirsiniz. 😊

Yorumlar